Kralın eniştesine 3 gün boyunca yolsuzluk sorgusu

İspanya Kralı 6. Felipe’nin eniştesi İnaki Urdangarin, kamuya ait 6 milyon Euro’yu zimmetine geçirmekle suçlandığı davada arka arkaya üç gün mahkemede ifade verdi.

Kral’ın ablası Prenses Cristina ile evli olan ve kâr amacı gütmeyen Noos Enstitüsü’nü kullanarak yolsuzluk yapmakla suçlanan Urdangarin, paravan şirket olarak kullandığı iddia edilen ‘Aizoon’ adlı aile şirketindeki mali işlemlerinin hiçbirinin suç olduğunu bilmediğini savundu. Palma Dükü Urdangarin, Prenses’in ise şirkette ve Enstitü’de olan bitenden haberinin olmadığını iddia etti. Eşiyle birlikte aynı davada yargılanan Prenses Cristina (50), İspanyol kraliyet ailesinin mahkemece yargılanan ilk üyesi olmuştu. Beş yıldır devam eden yolsuzluk soruşturması, büyük bir ekonomik krizin sarstığı İspanya’da kraliyet ailesinin itibarını derin bir şekilde zedelemişti. Halkın yolsuzluğa karşı öfkesini çok iyi bilen 47 yaşındaki Kral VI. Felipe, Kraliyet Ailesi’nin itibarını korumak için yolsuzlukla suçlanan ablası Cristina ile fotoğraf karesinde görünmemeye bile özen göstermişti. İspanya Kraliyet Ailesi de Prenses Cristina’nın artık aileye dâhil olmadığını duyurmuştu.

Kaynak Zaman

Türkiye ile İngiltere arasında savunma işbirliği anlaşması

Türkiye ve İngiltere, savunma sektöründe ikili ortaklığı geliştirmek için güvenlik anlaşması imzaladı.

Ankara’da imzalanan güvenlik anlaşmasıyla iki ülke arasında savunma alanında gizli bilgilerin paylaşılmasına imkân sağlayacak yasal zemin oluşturulmuş oldu. İngiliz Büyükelçiliği Basın Bürosu’ndan yapılan açıklamada, “25 Şubat Cuma günü Ankara’da imzalanan güvenlik anlaşmasıyla da iki ülke arasında savunma alanına ilişkin gizlilik dereceli bilgilerin güvenliğin sağlanması için gerekli yasal çerçevenin oluşturulması amaçlanmaktadır.” denildi. Ankara Büyükelçisi Richard Moore ise “Bu güvenlik anlaşması’nın imzalanması, Birleşik Krallık ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkilerin önemini gözler önüne sermekte ve her iki tarafın da gizli bilgilerin korunması konusunda birbirinin güvenlik yasa ve düzenlemelerine duyduğu güveni gösteriyor.” sözlerini kullandı.

Kaynak Zaman

Elif Şafak: Türkiye toplu olarak depresyona girdi

Türkiye’nin öne çıkan yazarlarından Elif Şafak, İngiliz The Guardian gazetesine, Türkiye’deki siyasi ve toplumsal son gelişmeleri değerlendiren bir yazı yazdı.

İngiltere’nin saygın gazetelerinden Guardian’a “Türkiye’nin kargaşası: Ülkede korku ve paranoya hakim” başlıklı yazısında Şafak, ülkenin geleceğe dair kısa zaman öncesine kadar iyimser olduğunu ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yanlıları ve karşıtları ile Suriye’deki iç savaşın, ülkede keskin bölünmelere neden olduğunu belirtti.

Türkiye’nin toplu olarak depresyon geçirdiğini vurgulayan Şafak, “Mutsuz bir millet haline geldik. Çok değil kısa bir süre önce, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) girmesine, yeni bir çoğulcu anayasa yapmasına ve liberal demokrasiyle bağını güçlendirmesine neredeyse mümkün gözüyle bakılıyordu. Ülke Ortadoğu ve Avrupa arasında bir köprü olabilecek rol model olarak kabul ediliyordu. Batı demokrasisi ve kültürel İslam anlayışı barış içinde başarılı bir şekilde bir arada barınabilecekti. Ancak artık hükümetin sadık savunucuları bile bunu bir rüya olarak görüyor.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE UÇSUZ BUCAKSİZ BİR KARANLIK TÜNELDE”

Şafak, 2013 yılında Gezi Parkı protestolarıyla başlayan ve Erdoğan’ın giderek otoriterleşen tarzıyla devam eden ortamda “Türkiye’nin uçsuz bucaksız bir karanlık tünelde” olduğunu belirtti. Söz konusu tünelin iki yolu olduğunu vurgulayan yazar, “Teslim olmak (ülkenin çalkantılı bir bölgede yaşadığını kabul etmek, her şeyi Allah’a havale etmek) ya da saldırganlık (iç ve dış düşmanları sorumlu tutarak)” ifadelerine yer verdi. Bu mevcut duruma ise iki çeşit tepki geldiğini kaydeden Şafak, bunların da ya aşırı politik ya da apolitik olarak geri döndüğünü söyledi.

“DEMOKRASİ KAVRAMI ÇOĞULCULUKLA KARIŞTIRILIYOR”

Türkiye’de iktidardaki politikacıların uzun süre boyunca “demokrasi” kavramını, “çoğulculukla” karıştırdığına değinen Şafak, seçimlerin önemli olduğunu ancak demokrasinin sadece siyasi partilerin almayı başardığı oy sayısıyla ilişkilendirilemeyeceğini de ifade etti. Şafak yazısını, “Demokrasi aynı zamanda hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, kadın hakları, azınlık hakları, kültürel ve siyasi çeşitlilik, medya özgürlüğü, ifade özgürlüğü, sindirilmeden konuşma ve yazma hakkıdır. Bu evrensel temel kural doğrultusunda, Türkiye Suriye veya Ortadoğu’ya karışmak yerine, derhal kendine bakmalıdır.” ifadeleriyle noktaladı.Cihan CİHAN

Kaynak Zaman

Avusturya: Almanya sığınmacıları Türkiye’den doğrudan alsın

Avusturya ile Almanya arasında sığınmacılar konusunda süren gerginlik tırmanıyor. Dün AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ile görüşmesinden sonra “Avusturya Almanya için bir bekleme odası değildir” açıklamasında bulunan Avusturya Başbakanı Werner Faymann, bugün Almanya’nın sığınmacıları doğrudan Türkiye ya da Ürdün’den alabileceğini söyledi.

Avusturya’nın “Kurier” gazetesine açıklama yapan Faymann, Almanya’ya sığınmacıları Yunanistan ya da Suriye’nin komşularından doğrudan alması çağrısında bulundu. Faymann, “Almanya günlük kota belirlemeli ve buna göre sığınmacıları Yunanistan, Türkiye ya da Ürdün’den doğrudan Almanya’ya getirmeli” ifadelerini kullandı.

Günlük kota belirlesin ve bize bildirsin

Avusturya’nın sığınmacıların dağıtım merkezi olmak istemediğini kaydeden Faymann, “Bu artık bir son bulmalı” dedi. Her gün binlerce sığınmacının ülkeye gelmesini Avusturya’nın kaldıramayacağını belirten Faymann, “Almanya günde 1000 mi, 2000 mi ya da bir sığınmacı mı almak istiyor bildirmeli” diye konuştu. Sığınmacıların AB sınırında dağıtımının yapılması gerektiğini savunan Werner Faymann, sığınmacıların 2 bin kilometre yürümelerine izin vererek, Avusturya’nın bekleme odasına dönüşmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi.

Avusturya, Almanya’dan daha fazla sığınmacı aldı

Avusturya’nın geçtiğimiz yıl 90 bin sığınmacı aldığını hatırlatan Faymann, bunun ekonomik güce bakıldığında Almanya’nın aldığı sığınmacı sayısından daha fazla olduğuna dikkat çekti. Faymann, “Ülkelerin nüfusuna göre sığınmacı almaları durumunda AB içerisinde 2 milyon sığınmacıyı dağıtabiliriz” ifadelerini kullandı.

Merkel’e eleştiri

Merkel’in “B planım yok” şeklindeki açıklamalarını da eleştiren Faymann, “Korkarım onun B planı, sığınmacıların geçişine izin vermek. Bu ise kabul edilebilir bir plan değil” dedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, dün (Salı) Avusturya’yı sınırları kapaması nedeniyle eleştirmiş, bunun sığınmacı akının durdurulmasına katkı sağlamadığını, sadece ekonomiye zarar verdiğini dile getirmişti.

Kaynak Zaman

Norveçli hukukçulardan bakana Türkiye mektubu

Norveç’in önde gelen hukukçuları, Türkiye’de hukukun üstünlüğüne yönelik ihlalleri bir mektupla Dışişleri Bakanı Borge Brende’ye şikâyet etti.

Norveç Hâkimler Derneği, Norveç Hukukçular Derneği, Norveç Barosu, Norveç Avukatlar Derneği ve Uluslararası Hukuk Komisyonu Norveç temsilciliğinin ortaklaşa kaleme aldığı mektupta Brende’den Türk hükümetini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) şikâyet etmesi istendi. Norveç daha önce Yunanistan’ı bu ülkede uygulanan askerî; diktatörlük dönemindeki ihlaller nedeniyle 1967 ve 1970’te AİHM’ye şikâyet etmişti. Norveç basınına da yansıyan mektupta Türkiye’deki durumun özellikle 17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları sonrasında iktidarın başlattığı uygulamalarla kötüleştiğine dikkat çekildi. Bu süreçte yargıçlık teminatının da askıya alınarak hâkimler Mustafa Başer ve Metin Özçelik’in, verdikleri kararlar nedeniyle tutuklandıkları vurgulandı. Kendisine ulaşan mektup hakkında açıklama yapan Bakan Brende, söz konusu şikâyet talebi üzerinde titizlikle durulacağını vaat etti. “Bakanlık, Türkiye ile insan hakları konusunda düzenli bir şekilde müzakere içerisinde olacak. Bu konuyu en son Ankara temaslarımızda Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmüştük. Sonbahardaki Türkiye ziyaretimizde durumu yeniden müzakere edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Kaynak Zaman

‘Türkiye çare değil’

Macaristan’ın otoriter lideri Viktor Orban, Türkiye’nin Avrupa’ya akın eden mültecileri durdurmasının mümkün olmadığını, Ankara ile yapılan anlaşmanın işe yaramayacağını savundu.

Alman Bild gazetesine konuşan Orban, 29 Kasım’da Türkiye ile yapılan anlaşmayı eleştirerek, tavizler karşılığında Türkiye’nin mültecileri durduracağına inanmanın tamamen bir illüzyon olduğunu söyledi. Avrupa’nın geleceği ve güvenliğinin Türkiye’nin iyi niyetine bağlı hale getirildiğini iddia eden Orban, Erdoğan’ın şahsi dostu olduğunu ancak şu an teslimiyetçi bir şekilde Erdoğan’a yalvarıldığını söyledi. “Kendimizi koruyamadığımız için para ve bazı sözler karşılığında sınırlarımızın güvenliği için teslimiyet içinde Sn. Erdoğan’a yalvarıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Brüksel’in Ankara’ya tutmak istemediği ya da tutamayacağı sözler verdiğine işaret eden Orban, Türkiye’den mültecilerin alınarak AB üyeleri arasında dağıtılma planının da hayal olduğunu kaydetti. Basın ve ifade hürriyetini kısıtladığı için AB tarafından yoğun olarak eleştirilen Macar lider, daha önce Erdoğan’ı ilham aldığı liderler arasında saymıştı. Bir mülakatta, mültecilerin durdurulması için tek umudun Erdoğan olduğunu iddia etmiş ve Hıristiyan dünyasının her pazar ayininde Erdoğan’ın sağlığına dua etmesi gerektiğini açıklamıştı.

Kaynak Zaman

NATO, Ege’deki mülteciler için anlaştı

NATO’nun Ege’deki mülteci krizine nasıl müdahale edeceği konusunda Yunanistan ile Türkiye arasındaki anlaşmazlık giderildi.

Önceki gece geç saatlere kadar süren görüşmelerin ardından açıklama yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ege’de bulunan NATO gemilerinin insan kaçakçılığına karşı keşif ve gözlem faaliyetlerine başladığını söyledi. Stoltenberg, Ege’de kurtarılan mültecilerin Yunan karasularına ulaşsalar dahi Türkiye’ye iade edileceğini kaydetti. Varılan anlaşmaya göre NATO gemilerinin nerede görev yapacağına komutanlar karar verecek. Türk ve Yunan karasuları da buna dâhil olacak. Ancak Türk gemileri Yunan karasularına, Yunan gemileri ise Türk karasularına giremeyecek. Stoltenberg NATO’nun, Yunan adalarına doğru yola çıkmış botları geri çevirmek gibi bir görevi olmayacağını ifade etti.

Kaynak Zaman