Boydak ailesi, 14 bin kişiye iş vermenin bedelini mi ödüyor?

14 bin kişiye istihdam sağlayan ve Kayseri’de toplanan verginin yarısını tek başına ödeyen ülkemizin yüz akı sanayi gruplarından Boydak hukuksuz bir operasyonun hedefi oldu. Yönetim Kurulu Başkan Hacı Boydak, Grup CEO’su ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Memduh Boydak, Erol Boydak ve Murat Bozdağ dün gözaltına alındı.

Kayseri’de, ülke ekonomisine önemli katkı yapan, ihracatla ülkeye önemli döviz girdisi sağlayan Boydak Holding’in üst düzey yöneticilerine Kayseri Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından operasyon yapıldı. İş adamlarından Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak, Yönetim Kurulu üyelerinden aynı zamanda TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi olan Memduh Boydak, Erol Boydak ve Murat Bozdağ gözaltına alındı. İş adamlarının evlerinde ve iş yerlerinde arama başlatıldı. Gözaltına alınan TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Memduh Boydak, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adlı Tıp’a getirildi ve sağlık kontrolünden geçirildi. Boydak, daha sonra Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Vergi ve ihracat rekortmeni Boydak Grubu, çok sayıda ödüle layık görüldü. 2010’da dönemin Sanayi ve Tcaret Bakanı Nihat Ergün, Boydak Holding Yönetim Kurulu Hacı Boydak’a Kayseri Sanayi Odası özel ödülünü takdim etmişti.

Son aylarda hükümet yandaşı medyanın linç kampanyasına hedef olan ve dün üst yöneticileri gözaltına alınan Boydak Holding, yurtiçi ve yurtdışı başarılarıyla Türkiye’nin yüz akı şirketlerinden birisi. 1957 yılında Kayseri’de küçük bir marangoz atölyesinde başlayan girişimcilik hikâyesi şimdi 8 sektörde 41 şirket ve 14 bin çalışana sahip dev bir holdingle devam ediyor. İstikbal, Bellona ve Mondi gibi dünya çapında üne sahip markaları bünyesinde bulunduran Holding, geçen yıl 20’si yurtdışında olmak üzere 107 mağaza daha açtı. Bu sayede 2 bin 50 kişi daha iş sahibi oldu. 50 ülkede 300’ün üzerinde mağazası bulunan Boydak, Kayseri’den 140’tan fazla ülkeye mobilya ihracatı yapıyor. Boydak Holding, geçen hafta açıklanan Anadolu’nun ‘En Büyük 500 Şirketi’ araştırmasında, ‘Anadolu 500’de en fazla şirketi bulunan grup’ kategorisinde birincilik ödülü aldı.

Boydak’ın görevine geri döneceğine inanıyoruz

Patronlar kulübü Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Yönetim Kurulu Üyesi Memduh Boydak’ın gözaltına alınmasına ilişkin bir açıklamada bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Yönetim Kurulu Üyemiz Memduh Boydak’ın gözaltına alındığı haberini üzülerek öğrendik. Hukuk devletinde iş dünyası da dâhil hiçbir kurum ve kişi yasal herhangi denetim ve soruşturmadan muaf değildir ve hesap verebilir olmalıdır. Demokrasi ve hukukun üstünlüğüne olan güvenimizle, sürecin en kısa sürede tamamlanacağına ve Sayın Boydak’ın görevlerine geri döneceğine inanıyoruz.” 2015 Eylül ayında aynı gerekçeyle gözaltına alınan Memduh Boydak ile ilgili TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında “Bugün burada sayın Boydak’ın eksikliğini gerçekten hissediyoruz” diyerek önemli mesaj vermişti.

Gül: Ümit ederim ki daha fazla rencide edilmezler

Boydak Holding yöneticilerinin gözaltına alınmasına tepkisini belirten 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Boydak ailesi çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle, hayırseverliliğiyle bilinen bir aile. Türkiye’nin önemli sanayicilerinden. Ümit ederim ki daha fazla rencide edilmezler.” dedi.

Yatırımcının teminatı kalmadı

CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık: “AKP’nin günübirlik politikaları Türkiye’nin sorunları çözümsüz bir noktaya doğru sürüklüyor. Ve AKP bu beceriksizliğini örtbas etmek için her gün yeni bir algı operasyonuna tanık oluyoruz.”

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, “Maalesef Türkiye’de teşebbüs hürriyeti ve mülkiyet garantisi ortadan kaldırılıyor. Bundan önce de yapılmıştı. Türkiye’nin yatırıma, istihdama ihtiyacı var. Türkiye’de yatırım yapacak adamların güvencesi yok. “

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta: “Bir ülkede yolsuzluk olmaması lazım. AKP gözünü karartmış. Yani bu ülkeyi düşünseler bunlar yapılmaz. Ülkeyi düşünen yok.”

Büyük Birlik Partisi (BBP) Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) Üyesi Hüseyin Döngel: “Delilsiz ve mesnetsiz bir şekilde insanların hak ve hürriyetlerini ihlal edilerek yapılan gözaltılar fayda getirmeyecektir. Bir gruba olan kin ve öfke hukuksuzluğa dönüşürse o ülkede demokrasiden, adaletten, insan hak ve hürriyetlerinden bahsedilemez.”

Avrupa Birliği eski Bakanı Ali Haydar Konca: “Artık gölgeden korkak hale geldiler. Yapılan bu operasyonla onları sıkboğaz etmek, rencide etmek, sindirmek istiyorlar. Bunun hukukla, demokrasiyle anlaşılabilir tarafı yoktur.”

Kaynak Zaman

Canon Türkiye’ye özel yazıcı geliştirdi

Türkiye, masaüstü mürekkepli ve lazer yazıcı toplam pazarı 120 milyon Euro’yu buldu.

Bu alanda yüzde 20 pazar payına sahip Canon Eurasia’nın yeni Genel Müdürü Wilbert Verheijen, Türkiye’yi yakından takip ettiklerini belirterek, “Bu pazara uygun çözümler geliştiriyoruz. Giriş seviyesi inkjet yazıcılar olan Ink-Efficient E Serisi yazıcılar özellikle bu pazar için geliştirildi. Türkiye pilot bölge olarak kullanıldı. Yine yeni lanse edilen tanklı Pixma G Serisi yazıcılar da Türkiye’nin içinde bulunduğu birkaç ülke değerlendirilerek tasarlandı.” dedi.

Kaynak Zaman

TÜSİAD’dan Boydak açıklaması: Boydak’ın görevine geri döneceğine inanıyoruz

TÜSİAD, Yönetim Kurulu Üyesi Memduh Boydak’ın gözaltına alınmasına ilişkin bir açıklamada bulundu.

TÜSİAD, Yönetim Kurulu Üyesi Memduh Boydak’ın gözaltına alınmasına ilişkin bir açıklamada bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Yönetim Kurulu Üyemiz Memduh Boydak’ın gözaltına alındığı haberini üzülerek öğrendik. Hukuk devletinde iş dünyası da dâhil hiçbir kurum ve kişi yasal her hangi denetim ve soruşturmadan muaf değildir ve hesap verebilir olmalıdır. Demokrasi ve hukukun üstünlüğüne olan güvenimizle, sürecin en kısa sürede tamamlanacağına ve Sayın Boydak’ın görevlerine geri döneceğine inanıyoruz.”

Cihan CİHAN

Kaynak Zaman

Kira vergisinden kurtulmanın yolları

Ev sahibi olup kira geliri elde edenler için beyanname verme dönemi geldi. Mükellefler bazı noktalarda dikkatli olarak vergi konusunda avantaj yakalayabilir.

Evlerini kiraya verenler 2015 yılı içinde elde ettikleri kira gelirleri için 25 Mart tarihine kadar beyanname vermek zorundalar.

Meydan Gazetesi‘nden Mehmet Bulut‘un yazısına göre, Mükellefler, vergi dairesine gitmeden, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesini kullanarak “Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sistemi” ile yıllık beyannamelerini verebilecek.

İnternet imkânı olmayan mükellefler ise vergi dairelerinden temin edecekleri beyannameleri elden ya da iadeli taahhütlü posta yoluyla verebilecek.

İstisna tutarına dikkat edilmeli

Ev sahiplerinin, 2015 yılında 3600 TL’nin altında kira geliri elde etmeleri halinde beyanname vermelerine gerek yok.

3600 TL’nin üzerinde konut kira geliri varsa beyan edilen kira gelirinden bu tutar düşülebilecek. Eğer kirada birden fazla eviniz varsa 3600 TL’lik istisna tutarı kira gelirleri toplamına bir kez uygulanabilecek.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu istisna tutarının sadece konutlara uygulanabilmesi. Yani işyeri kira geliri elde edenler için 3600 TL’lik istisna uygulanmıyor.

Ayrıca, kira gelirinin yanında ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar istisnadan yararlanamıyor.

Mükellefin iki seçeneği var

Kira gelirini beyan edecek mükelleflerin tercih edebileceği iki yöntem var. İki yöntemin de avantajları ve dezavantajları bulunmakta.

Birinci yöntem beyanname hazırlanması noktasında daha basit olan “götürü gider yöntemi”… Götürü gider yönteminde mükellefler, kira gelirlerinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın yüzde 25’i oranındaki götürü gideri indirebiliyorlar. Yani yıllık kira gelirinden hem 3600 TL’lik istisna hem de kalan tutarın yüzde 25’i indiriliyor ve beyan edilecek gelire ulaşılıyor.

Burada önemli olan nokta şu: Götürü gider yöntemini seçenler 2 yıl boyunca bu yöntemden vazgeçemiyorlar.

Hiç vergi ödemeyebilirsiniz…

Kira geliri elde edenler için ikinci yöntem ise gerçek gider yöntemi. Kira gelirinizi beyan etmeden önce evle ilgili giderlerinize bakmanızda fayda var. Eğer bu giderleriniz istisna sonrası gelirin yüzde 25’inden fazla ise götürü gider yöntemi yerine gerçek gider yöntemini seçmenizde fayda var.

Gerçek gider yönteminde brüt kira geliri tutarından aşağıdaki giderler indirilebiliyor:

– Ev sahibi tarafından ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri ile idare giderleri,

– Sigorta giderleri,

– Evinizi banka kredisi ile almışsanız ödediğiniz faiz giderleri,

– Sadece bir ev ile sınırlı olmak üzere elde edilen yıldan itibaren 5 yıl süre ile bedelinin yüzde 5’i,

– Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım giderleri ile bakım giderleri,

– Evini kiraya verenler kendisi de kira da oturuyorsa ödedikleri kira bedeli.

Yani gerçek gider usulünü seçmişseniz ve saydığım giderler kira gelirinizden fazla ise hiç vergi ödemeyebilirsiniz.

Vergi ödemeyip, üstüne vergi iadesi de alabilirsiniz!

Bazı durumlarda kira geliri sahipleri bırakın vergi ödemeyi, üstüne vergi iadesi de alabiliyor. Ancak bu durum konutların kiralanması halinde söz konusu değil. Sadece işyeri kiralarında mümkün.

İşyerleri kira ödemeleri sırasında, brüt tutarı üzerinden yüzde 20 oranında vergi kesintisi yapılıyor. Yapılan bu kesinti, yıllık beyannamede hesaplanan gelir vergisinden mahsup ediliyor.

Bu durumda da yapılmış olan kesintilerin, beyan edilen gelirden fazla olması halinde iade edilecek gelir vergisi doğuyor.

Kaynak Zaman

Bürokratik oligarşi iş yaptırmıyor

Kentsel dönüşüm kurallarında sık sık değişiklik yapılması inşaatçıları olumsuz etkiledi. Maça başladıktan sonra yapılan kural değişikliğinin mağduriyetlere yol açtığını söyleyen Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, “Kuralsızlık istemiyoruz. Kuralı koyun, vatandaş da bilsin, müteahhit de bilsin, hesabını kitabını ona göre yapsın.” diye konuştu.

Son dönemde kentsel dönüşüm yapılan bölgelerde art arda gelen kısıtlama ve iptal kararları inşaatçıları kızdırdı. Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, kuralların maç başladıktan sonra değiştirildiğine dikkat çekerek, “Alınan kararlara bakıldığında ülkede iş yapılmasının istenmediği ortaya çıkıyor. Bürokratik oligarşi Türkiye’de iş yapılmasını istemiyor.” dedi.

İnşaatçıların büyük umut bağladığı ve sektörün canlılığını devam ettirmesinde önemli görülen kentsel dönüşümde aksamalar başladı. Danıştay yüzde 25 ek emsal uygulamasını durdururken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de Kadıköy’de yeni yapılacak binalara 15 kat sınırı getirdi. Üst üste gelen kararlarla ilgili konuşan Ağaoğlu, kurallara saygılı olduklarını belirterek, “Ama kuralların maç ortasında değişmemesi lazım. Maça başlıyorsunuz maçın 80. dakikasında kural değişiyor. Bu değişiklikler mağduriyetlere yol açıyor. Hiçbir zaman kuralsızlık istemiyoruz kuralı koyun, vatandaş da bilsin, müteahhit de bilsin, hesabını kitabını ona göre yapsın.” diye konuştu. Sık yapılan değişiklikler sebebiyle yasaların işler durumda olmadığını söyleyen Ağaoğlu, “Sektör adına bunları dile getiriyorum. Ben bir yere bina yapacaksam izin istiyorum yapıyorum, izin vermezse yapamıyorum. Ama izni verdikten sonra bunun tartışma konusu olmaması lazım. Devletten bir şey alınca artık yarın ne olur endişesini yaşamamam lazım. Maalesef bir şey oluyor, bilmem ne değişiyor, proje tartışılır hale geliyor. Oraya yatırım yapanların malının mundar olmaması lazım.” dedi.

EV ALACAKLAR DİKKATLİ OLSUN

Sektörde eski kâr marjlarının olmadığını, arsa ve malzeme maliyetlerinin arttığını kaydeden Ağaoğlu, “Sektörde işlerin durgun olduğunu kimse kolay kolay söylemiyor. Ama sektörde işlerin çok yolunda gittiğini söyleyemeyiz. Daha önce de sıkıntılar yaşandı, yine yaşanabilir. Özellikle kararın ardından Bağdat Caddesi bölgesinde sorun yaşanabilir.” uyarısını yaptı. Ağaoğlu ev alacakların bilinçli olması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Televizyon alırken bile her şeyini araştırıp soruyoruz. Bütün birikimini ortaya koyup ev alırken de müteahhide sormalı; firmayı araştırmalı, tapun, ruhsatın nerede diye sormalı. Şartları cazip olabilir, fiyatı uygun gelebilir ama o evi sağ salim teslim alacağının garantisi olması lazım.”


Maslak 1453’te ofis satışları başladı

Park Orman ve Fatih Ormanı’nın yanında yer aldığı için çok tartışılan projede ilk ofis bloku satışa açıldı. Proje için hiç ağaç kesmediklerini, hatta bölgeden 1 milyon metreküp çöp kaldırdıklarını belirten Ali Ağaoğlu, ‘’Sektörün durgun olduğu bir dönemde satışa çıkıyoruz. Fiyatları bölgenin rayicinin altında tuttuk ki alanlar kazansın. Karşılıklı kazanç olmazsa o işte ya sıkıntı vardır, ya da çıkacaktır.” diye konuştu. Satışa sunulan ofis blokundaki 254 ünitenin yüzde 25’i ön taleple satılırken, ay sonuna kadar satışların yüzde 80’e ulaşması hedefleniyor. Bölgede 5 bin liranın üzerinde olan metrekare fiyatları projede KDV dahil 3 bin 500 dolar olarak belirlendi. Teslimat ise bu sene içerisinde yapılacak.

Kaynak Zaman

Vatandaşın üreteceği elektriğe de göz diktiler

Türkiye’de kişiler, 1 megawata kadar olan elektriği lisans almadan güneş, rüzgâr ve sudan üretip kendi kullanabilme ve fazlasını 10 yıl süreyle devlete satma hakkına sahip. Ancak lisanssız üretim için bazı büyük holdinglerle eski bürokratlar, dağıtım şirketlerinin verdiği bağlantı izinlerini kapattı. ‘Çantacı’ tabir edilen bu kişiler paravan şirketler üzerinden aldığı onaylı projeleri 1-2 milyon liraya piyasaya satıyor veya kiralıyor.

Vatandaşın kendi elektrik ihtiyacını karşılamak; güneş, rüzgâr, su gibi yerli enerji kaynaklarını ekonomiye kazandırmak ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için lisanssız elektrik üretimi uygulaması başlatıldı. Buna göre vatandaşlar kurulu gücü 1 megawatı geçmeyen elektrik üretim tesisi kurabiliyor. Ayrıca fazla üretilen elektrik 10 yıl süre ile devlete satılacak. Tesis kurmak için sadece dağıtım şirketlerinden bağlantı ve TEDAŞ’tan da proje onayı alınması gerekiyor. Ancak sektör kaynaklarından alınan bilgilere göre lisanssız üretim için bazı büyük holdinglerle eski bürokratlar dağıtım şirketlerinin verdiği bağlantı izinlerini kapattı. Bir diğer ifadeyle vurguncular, vatandaşın lisanssız üreteceği elektriğe de göz dikti. İddialar bununla da sınırlı değil. ‘Çantacı’ diye tabir edilen bu kişiler paravan şirketler üzerinden aldığı onaylı projeleri 1-2 milyon lira civarı bedelle piyasaya satıyor veya kiralıyor.

Lisanssız elektrik üretimi denetimlerinden sorumlu TEDAŞ konuyla ilgili soruları cevapsız bıraktı. Sektör kaynakları ise, “Lisanssız üretimde çantacılık bitirilmeli. Bağlantı-proje onay süreci hızlandırılmalı ve bu onayların belli ellerde-şirketlerde toplanması önlenmeli. Bunun için mevzuat çalışması yapılıyor. Fakat önemli olan eski-yeni çantacı tabir edilen, haksız kazanç sağlayanlar kişi ve şirketlerin önünü kesmektedir.” diyor ve çıkacak mevzuatın geçmişe yönelik haksızlıkları da ortadan kaldırması gerektiğine vurgu yapıyor.

Lisanssız elektrik üretimi için toplam 12 bin 363 başvuru yapıldı. Lisanssız Elektrik Üretim Derneği (Lİ-DER) verilerine göre (Ekim 2015 itibarıyla), 21 elektrik dağıtım (EDAŞ) bölgesine yapılan başvuruların 5 bin 77 adedi olumlu bulunurken, 4 bin 118 adedi için olumsuz karar çıktı. 3 bin 168 başvuru da inceleme aşamasında. Olumlu başvuruların dağılımında ise 4 bin 519 adet ile güneş ilk sırada (2,7 milyon kW kurulu güç). Rüzgâr 391 başvuru ile ikinci (238,1 bin kW) ve Kojen 38 başvuru ile (64,3 bin kW) üçüncü sırada yer aldı. Ayrıca biyokütle de 39 (6,8 bin kW), hibritte (RES, GES) 6 başvuru (1,8 bin kW) ve hidroda da 85 adet (26,2 bin kW) başvuru söz konusu. Lisanssız elektrik üretiminde elektrik dağıtım şirketleri belirleyici konumda.

HERKES KENDİ ELEKTRİĞİNİ ÜRETEBİLİR

Mevzuat gereği vatandaşlara kendi elektriğini üretmenin yanında fazlasını devlete satma imkanı sağlayan lisanssız (EPDK’dan izin almadan) üretim için elektrik dağıtım şirketlerinin trafo kapasitelerinin müsait olması gerekiyor. Projenin de Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) onayından geçmesi şart. Sektör kaynaklarının verdiği bilgilere göre bazı holdingler bünyelerindeki dağıtım şirketlerinin verdiği bağlantı onaylarını (trafo kapasiteleri) kurdukları paravan-taşeron şirketlerle kapattı. Enerji kökenli bazı eski bürokratların da elinde çok sayıda onaylı proje var. Bu nedenle de bağlantı kapasite kalmadığından vatandaşlar, kendi ihtiyacını karşılamak için üretim tesisi kuramıyor. Sektör kaynakları lisanssız üretimin önünün açılması için mutlaka proje onay-bağlantı sorununun çözülmesi gerektiği görüşünde. Aynı kaynaklar konuya açıklık getirdi: ‘Lisanssız üretimde amaç önce kendi elektriğini üretmektir; tabii güneş (GES), rüzgâr (RES), su (HES) gibi yerli kaynaklardan. Fakat, fazla üretime devlet garantisi verilmesi, lisanssız üretimi cazip hale getirdi. Burada, dağıtım sistemi bağlantısı en önemli konu. Bir de proje onay süreci var. Ama dağıtım şirketlerine başvuru olduğunda rahatlıkla kapasite doldu denebiliyor veya izin verilmeyebiliyor veya onay süreci uzatılabiliyor. Bu durumda vatandaş nasıl kendi elektriğini üretecek? Bu işin ticareti oluştu. Bunun ortadan kaldırılması gerekir’. Öte yandan sektörü denetlemekle görevli TEDAŞ, lisanssız üretimle ilgili ‘Şirket-kişi bazında onaylanan projeler ve çantacılık tabir edilen suiistimallerin önlenmesi için alınan önlemler, aynı kişi ve şirkete en fazla kaç proje onayı verildiği’ konusundaki soruları cevapsız bıraktı.

Kaynak Zaman

TÜİK’e göre fiyatlar düştü ama vatandaşın haberi yok

Temel ihtiyaç maddelerine zam gelirken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), şubatta tüketici fiyatlarının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,02 düştüğünü açıkladı. Yıllık enflasyon yüzde 8,78 oldu. Çekirdek enflasyonda yükseliş devam ederken, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Bu konuda dikkatli olmamız gerekiyor.” uyarısında bulundu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), tüketici fiyatlarının geçtiğimiz şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,02 düştüğünü, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 8,78 artış gerçekleştiğini duyurdu. Ancak ne vatandaş, ne ekonomi çevreleri ne de fiyat araştırması yapan diğer kurumlar, TÜİK’in açıkladığı bu düşüşü hissedemedi. ING Bank Ekonomik Araştırmalar Grubu aylık enflasyonun yüzde 0,33, İş Yatırım ise yüzde 0,32 artmasını beklediğini duyurmuştu. Yaptığı fiyat araştırmalarını aylık olarak paylaşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) ise fiyatların şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 1,29, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 9,30 arttığını açıklamıştı.

TÜİK’in açıkladığı rakamlar içinde en dikkat çeken nokta ise ekmek fiyatlarının TÜİK’in gözünde artmıyor oluşu. Ocak ayında vatandaşın en temel tüketim maddelerinden biri olan ekmeğe Ankara’da yüzde 33 İstanbul’da ise yüzde 25 zam yapılmıştı. TÜİK’e göre ise ekmeğin fiyatı şubatta aralık ayına kıyasla yüzde 4, ocak ayına kıyasla ise yüzde 2,7 arttı. Tüketici hakları savunucuları ise vatandaşın daha ucuza alışveriş yapabilmesi için TÜİK’e fiyat aldığı kuruluşları açıklaması çağrısında bulundu.

Vatandaş 2016’ya gözlerini açar açmaz zamlarla karşılaştı. Ekmekten köprü ve otoyollara, vergilerden ulaşım ücretlerine, gıdaya kadar tüketiciyi ilgilendiren pek çok üründe zam yağmuru yaşandı. Ancak TÜİK’in dün açıkladığı enflasyon rakamları bu durumla çelişiyor. TÜİK, tüketici fiyatlarının 2016 yılı Şubat ayında, bir önceki aya göre yüzde 0,02 ucuzladığını, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,78 artış gerçekleştiğini duyurdu. Buna göre aylık en yüksek artış yüzde 1,80 ile sağlık grubunda gerçekleşti. Ana harcama grupları itibarıyla şubatta endekste yer alan gruplardan çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1,31, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 1, lokanta ve otellerde yüzde 0,78 ve ulaştırmada yüzde 0,77 artış yaşandı. Aylık en fazla düşüş gösteren grup yüzde 6,16 ile giyim ve ayakkabı oldu. Şubatta endekste yer alan gruplardan haberleşmede yüzde 0,42, eğlence ve kültürde yüzde 0,13 ve gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,04 düşüş gözlendi.

TÜİK’in açıklamalarında piyasayla uyumlu noktalar da yok değil. Zaman’ın yakın zaman önce duyurduğu lokanta ve restoran ücretlerindeki fiyat artışları TÜİK’in açıklamalarında da öne çıktı. Buna göre yıllık en fazla artış yüzde 13,12 ile lokanta ve oteller grubunda gerçekleşti. TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,78 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 12 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 11,25 ile eğlence ve kültür, yüzde 11,04 ile ev eşyası artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları olarak kendini gösterdi.

Her ne kadar şubatta manşet enflasyonda düşüş olsa da çekirdek enflasyonda yükseliş devam ediyor. Özel kapsamlı TÜFE göstergelerinden ‘H’ şubatta yıllık olarak yüzde 9,49, ‘I’ yüzde 9,72 arttı. Ocak ayında ‘H’ endeksi yüzde 9,37, ‘I’ endeksi ise yüzde 9,63 artmıştı. Dün İstanbul’da katıldığı bir programda çekirdek enflasyonun yüksekliğine dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, enflasyonun sorun alanlarından biri olduğunu söyledi. Şimşek, “Bu konuda mutlaka dikkatli olmamız gerekiyor. Manşet enflasyon indi ise de çekirdek enflasyon arttı, çift haneye dayandı yüzde 9,7 civarında.” uyarısında bulundu.

İTO’nun İstanbul enflasyonu aylık 1,29, yıllık 9,3

TÜİK’in enflasyonla ilgili verileri hakkında soru işaretleri oluşmasına yol açan sebeplerden biri, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) fiyat artışlarıyla ilgili çalışması. Buna göre İstanbul’da 2016 Şubat ayında perakende fiyatlar yüzde 1,29, toptan fiyatlar ise yüzde 0,62 arttı. Odanın 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksi 2016 Şubat ayı itibarıyla yıllık ortalama yüzde 9,15, Toptan Eşya Fiyatları Endeksi ise yıllık ortalama yüzde 8,23 artış gösterdi. Perakende fiyatlar şubatta, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,30, toptan fiyatlar ise yüzde 6,66 arttı.

Ekmeğe yüzde 33 zam geldi, TÜİK’te artış yüzde 4,7

2016’da en çok tartışılan konulardan biri de vatandaşın en temel tüketim maddelerinden biri olan ekmeğe yapılan zamdı. Ankara ve İstanbul’da ekmeğe 25 kuruş zam gelmişti. Ankara Fırıncılar Odası, 16 Ocak’ta şehirde 250 gramı 75 kuruştan satılan ekmeğin fiyatına yüzde 33 zam yaparak 1 TL’ye çıkardığını duyurmuştu. İstanbul’da ise 250 gramlık ekmeğin fiyatı ise yüzde 25 artışla 1 liradan 1 lira 25 kuruşa yükseltilmişti. Ancak TÜİK’e göre ekmek fiyatlarında neredeyse zam yok. TÜİK’e göre şubat ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 2,7 olarak ortaya çıkan ekmek zammı, 2015’in Aralık ayına göre yüzde 4,7 olarak hesaplandı.

TÜİK, alışveriş yaptığı marketi tüketiciye söylesin

Son dönemde ekmek başta olmak üzere gıda ürünlerine ve tüketiciyi ilgilendiren pek çok hizmete ciddi zam geldiğini belirten Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Bülent Deniz, “Tek cümle diyoruz: Tüketici de TÜİK’i tanımıyor, saygı duymuyor.” ifadelerini kullandı. Merkez Bankası’nın gıda fiyatlarının enflasyona yol açacağını söylemesine, her gün başka bir ürüne zam gelmesine rağmen TÜİK’in enflasyonun düştüğünü açıklamasını inandırıcı bulmadığını aktaran Deniz, “Madem öyle, TÜİK bu fiyatları aldığı kuruluşları açıklasın, vatandaş da ucuza ürün almaya başlasın. Zaten insanlar borç batağında. Harcamalarını finanse etmek için sürekli bankalara borçlanıyor. TÜİK de tutmuş, ‘enflasyon düştü’ diyor.” dedi.

Kaynak Zaman