Hediyelere el emeği değiyor

Son yıllarda el emeğiyle yapılan hediyeler dikkat çekiyor. Dikiş makineleri de bu anlamda hayatımıza yeniden girdi. Yılların yadigârı Singer’ler artık çeyizden ziyade hobiler ve kişisel hediyeler için kullanılıyor.

İnsanlar arasındaki en güzel iletişim vesilelerinden biri hediyeleşme günleri. Eskiden de böyle miydi bilmiyorum ama hediyeler artık oldukça profesyonel bir alana dönüştü. Düşünsenize hediye konusunda danışmanlık veren kişiler var. Diğer taraftan insanlar belli bütçeyi üstlenmek yerine daha kişisel, kendi emeğini de katabileceği alanlara yöneliyor. Birçok iş kadını arkadaşımın son bir-iki yılda dikiş makinesi aldığına şahitlik ettim. Eskiden çeyiz ve evin ihtiyaçlarını hazırlamak için kullanılan dikiş makineleri, bu kez hobilerimizi gerçekleştirmek için yeniden hayatımıza dâhil oluyor. Bu anlamda Singer, ev yaşamına ve hobilere vurgu yaparak hanımlarla iletişime geçiyor. Hediye fikirleri bulmak artık çok kolay, zira internette birçok örnek bulmak mümkün. Hayata geçirmek için de Singer’ler yardımcı oluyor. Makineler eskisinden çok daha pratik.

Sofralarda isminiz öne çıksın

Son yılların öne çıkan kavramı nedir diye sorulsa, akla gelen ilk cevaplardan biri kişiselleşme olur sanırım. Üretim kitleselleşmesi ve hatta küreselleşmesi bence kişisel dokunuşlara olan ilgiyi tetikledi. Kol çantasına isim ve soy ismin baş harflerinin işlenmesi moda konusunda trendlerden biri. Ev yaşamında da durum bu rotada ilerliyor. Örneğin masa örtüleri ve peçeteler isminizin işlendiği harflerle sunuluyor. Ayrıca harika bir hediye fikri.

Kalbimizi verdiğimiz hediyeler

Kalp sembolü, hediye denince zihinlerde ilk oluşan motiflerden. Singer sadece yaptığınız ürünleri hazırlamakta yardımcı olmuyor, hediyeleriniz için fikirler de sunuyor. İnsan açıkçası iş başa düşünce ne yapacağına karar vermekte zorlanıyor. Birçok minik kalpten oluşan parçaları bir araya getirerek bir masa örtüsü hazırlayabilirsiniz örneğin. Ben çok beğendim bu fikri. En güzel hediye fikirlerinden biri de yastık. Yastık, sevgiyi ve dostluğu çağrıştıran hediyelerden diye düşünüyorum. Bu yastıkları ister ismin baş harfiyle ister kalplerle özelleştirebilirsiniz.

Oyuncakları kendiniz yapın

Bu aralar en çok ilgilendiğim konu, el yapımı oyuncaklar. YouTube üzerinde birçok oyuncak yapımı videosu var. Singer’in de eğitici videoları mevcut. Siz de hem kendi çocuğunuza hem sevdiğiniz çocuklara el yapımı bebekler ve şirin oyuncaklar yapabilirsiniz. Eminim çok mutlu olacaklardır.

Londra Moda Haftası’nda Endonezya rüzgârı

Londra Moda Haftası’nda sürpriz bir gelişmeye şahit olduk. Endonezyalı moda tasarımcılar ve bloggerlar, platformda kendini gösterdi ve dünya basınının da dikkatini çekti. Tasarımlar etnik ve zengindi. Endonezya’nın tasarım kültürünün rafine edilmiş bir görünümü olarak öne çıktılar. E-ticaret girişimi HijUp.com’un destekleriyle Endonezya’nın markalaşmış bloggerlarından Dian Pelangi, London College of Fashion mezunu Nelly Rose ve Odette Steele ile ortak defile hazırlamış. Belli ki bu daha başlangıç. Tabii burada bu girişimi destekleyecek vizyona sahip işadamlarının olması ve tasarımcıların da eğitim olarak hazırlıklı olması mühim. Türkiye’de tekstilden çıkıp tasarıma adım atılamadı maalesef. Herkes günü kurtarma ve satış yapmak hedefinde. Tasarıma veya markaya yatırım algısından uzak bir muhafazakâr kitle var. Tasarım kültürü konusu ise daha emekleme aşamasında.

Kaynak Zaman

Bu tişörtler bize uzak

Son yıllarda sokak modasının trendlerinden slogan baskılı kıyafetler lüks modayı etkisi altına aldı. Genellikle ruh haline gönderme yapan mesajlar, şimdilerde politik sloganlı tişörtleriyle gündemde.

Moda genellikle apolitik bir alan sayılır. Modayla içli dışlı kesimlerin politikayla pek de alakadar olmadığı kanaati hâkimdir. Fakat son zamanlarda herkes bir parçayla modayla ilgili ve politik bir tavrın sahibi. Yurtdışında moda konusunda insanların daha aktivist olduğu ise bir gerçek. Türkiye’de ürünleriyle politik tavır almış modacı var mı peki? Hatırlamıyorum. Örneğin İngiltere’de Tony Blair’in politikalarını eleştiren Vivienne Westwood ve Katharine Hamnett gibi isimler bunu dile getiren tişörtler tasarladı. 80 ve 90’larda genellikle rock müzik sever kitlenin kullandığı ve müzikle alakalı sloganların yazıldığı tişörtlerin yönü politik sahaya kaydı. Irak savaşının yaşandığı yıllarda İngiliz kamuoyundaki savaş karşıtı modacılar tişörtlere bu konuyu yansıttı. ‘Stop war, Blair out’ Savaş bitsin Blair gitsin yazılı tişörtler fenomen olmuştu. Bu tişörtler London Fashion Week’te mankenlerin üzerindeydi. Bizde bu tarz bir moda ürününü hayal bile edemiyorum. Bir polis tarafından çevrilir veya sorgulanırsınız muhtemelen. Eğer tasarımcı olarak bunu yaparsanız da devletten aldığınız destekler anında kesilir ve bir sonraki defilenizi yapamazsınız.

Katharine Hamnett’in Margaret Thatcher ile yaptığı toplantıda giydiği tişört ise en akılda kalanlardan. ‘58% don’t want Pershing’ yazılı tişörtü bir fenomen. Pershing, nükleer bir misilleme füzesi. Bu anlamda moda sadece kıyafet değil bir tavır olarak çıkıyor bazen. Bu tavrı gösterebilen modacıların bulunduğu topraklar da haliyle dünya modasına yön verebiliyor.

Bugünün politik konuları ise sadece siyaset değil. Çevre başlı başına politik tavır alanı. Diğer bir yükselen alan ise kadın politikaları ve feminizm. Aktivist Caroline Lucas, basın açıklaması yaparken ‘No more Page Three’ yazılı tişörtüyle öne çıktı. Tişörtler konusunda araştırma yapan akademisyenlerin yaklaşımı ise şöyle: İnsanlar politikacıların konuşmasını asla tam anlamıyla dinlemez ama tişörtlerle bir ilişki kurarlar.

Dünyada politik, bizde felsefik

Türkiye’de muhalif kesimler genellikle felsefik söylemli tişörtleri tercih ediyor. Dünyada kadın hakları konusunda tişörtler moda haftalarında bile göze çarparken Türkiye gibi her yıl yüzlerce kadın cinayetinin yaşandığı bir ülkede ne markaların ne de modacıların bu alanda bir tasarımı söz konusu. Siyasetle yatıp siyasetle kalkıyoruz ama haklar konusunda maalesef demokratik adımların uzağındayız. Böylece ancak moda tüketicisi ve fasoncu bir ülke olabiliriz.

Amerika’da ise seçimler tişörtler üzerinden ilerliyor. Sloganlarla özdeşleşen siyasetçilerin tişörtleri hemen her yerde. Hillary Clinton tişörtleri aradan sıyrılıp öne çıkıyor.

Takılarda nar bereketi

Son yıllarda mücevherlerde tasarımcıların rüzgârı esiyor. Minimalist ve anlamlı takılar mücevhere mesafeli kesimleri ve özellikle gençleri kendisine çekmeyi başarıyor. Ayşe Rodoslu’nun nar formundaki takıları tam da bu örneklerden. Nar, bereketi temsil eden anlamıyla takıya çok yakışmış. Rodoslu’nun tasarımları ise gördüğüm birçok nar formlu takılar içinde en çok cezbedenlerden. Hem çok sade hem de özenli ve gerçekçi. Üç boyutlu nar kolyeler içinde görünen nar taneleri pırıltıları kırmızı taşlarıyla etkileyici. İki boyutlu kolyelerde de yine taşlar var; kolye, küpe ve yüzükleriyle takım olarak da sunuluyor. Takılara internet üzerinden ‘lidyana.com’dan ulaşılabiliyor. İstanbul’da Bebek Mücevherat ve Midnight Express Bebek’te, Ankara’da ise Beymen Kavaklıdere’de bizzat görebilirsiniz.

kezistanbul@gmail.com

Kaynak Zaman

İş ortamında ne giysem?

İster ilk görüşme olsun ister kariyerinizin zirve günlerini yaşayın, iş hayatında imajın ve kıyafetin önemi değişmiyor. Onlarca renk, desen ve aksesuarın arasında uyumlu bir tarzı yakalamak için nelere dikkat edilmeli?

Çalışma hayatında dış görünüş kişiyi karşı tarafa ilk yansıtan ölçü. Kıyafet ise bu ölçünün önemli bir parçası, başarı ve istikrarın ipuçları arasında konumunu hep koruyor. Marka ve imaj danışmanı Burçak Ilıman da iş dünyasında dış görünüşün sadece işverenlerin çalışanlara şart koştuğu kılık kıyafet tedbiri olmadığını söylüyor: “Kıyafet kişinin hem iş arkadaşlarına hem de müşterilerine karşı kendilerini sunuş biçimidir.” Araştırmalara göre kişiler hakkında ilk izlenimin otuz saniyede oluştuğunu anlatan Ilıman, “Sade ama özenli görünmek olumlu bir izlenim için avantaj sağlar.” diyor.

İlk imaj kıyafetle başlıyor

Burçak Ilıman, özellikle ilk iş görüşmesinde tercih edilen renk ve modelin göz yormaması gerektiğini söylüyor. Karşıdakinin dikkatini dağıtmayacak, size odaklanmasını engellemeyecek kıyafeti seçmek doğrusu. Tabii bu sırada özenle giyindiğinizin mesajını vermek de önemli. Çünkü kişinin kendine özen göstermesi demek, aynı zamanda çevresinde olan biten her şeye aynı ilgi ve önemle yaklaşması demek. Ilıman, bu zamanlar için koyu renk takım elbise, açık düz renkli gömlek ve kravat, boyalı ayakkabılar hatta abartıya kaçmayan, göze hoş gelen ve dış görünümü tamamlayan bir takı, saat, kol düğmesi gibi aksesuarları öneriyor. Bunlar tamamlandığında iyi bir ilk intiba için geriye; bakış, duruş, konuşma ve hareketlerle tutarlılık sergilemek kalıyor.

Kıyafetiniz hareketinizi kısıtlamasın

Kadınlar genelde yüksek topuklu ayakkabılarla daha etkili bir imaj çizdiğini düşünür. Oysa yürümekte zorlanacağınız ayakkabılar sizi tam aksi bir duruma düşürebilir. Aynı zamanda burnu açık veya çok renkli ayakkabılar iş yaşamı için pek uygun görülmüyor. Son zamanlarda moda olan elbiseyi düşünürsek çok dar ya da çok bol kesimlerden kaçınmak hem hareket rahatlığınız hem de görünüm için iyi bir tercih olacaktır.

Doğru renkle genç görünün

Doğru renk seçimi sadece şıklığı tamamlamıyor. Aynı zamanda sağlıklı, dinlenmiş, uyumlu ve genç görünmenizi de sağlıyor. Üzerinizdeki bir bluz, göz altı morluklarınızı bile daha görünür hale getirebilir veya sizi daha yorgun gösterebilir. Üzerinizdeki renkler karşı tarafa bu mesajları verirken sizin ruh halinizi ve iş veriminizi bile etkileyebiliyor.

Peki, doğru renkler hangileri? Burçak Ilıman, “Sektöre göre, koyu renk takımlar içine giyilen açık ve pastel tonlar sizi hem daha arkadaş canlısı gösterir hem de otoriter görünmenizi engeller.” diyor. Ilıman’a göre ilk iş kişinin kendi için doğru rengi bulması, sıcak veya soğuk renk tonuna sahip olup olmadığını öğrendikten sonra giyeceği kıyafetin renk tonlarına karar vermesi. Ayrıca tek rengin aşırı kullanılması da o rengin etkisini tersine çevirebileceğinden farklı kombinasyonlara seçenekleriniz arasında yer verin.

Modayı olduğu gibi kopyalamaya gerek yok

Moda birçoklarımıza ne giyeceğimiz konusunda yol gösterse de kendini tamamen ona kaptırmak pek de işe yaramıyor. Moda ile sağlıklı ilişki konusunda birinci şart kişinin kendi vücuduna, kişiliğine neyin uyacağını bilmesi. Bu uygunluğu bilmeden modayı olduğu gibi giyinmek hem iş yaşamında profesyonel görünüme gölge düşürüyor hem de insan ilişkilerine. Aynı zamanda kadınlar için dekolte, çok fazla takı ve fazla makyaj da iş yaşamındaki duruşu olumsuz etkiliyor.

Psikolog değilseniz kahverengiden uzak durun

Profesyonel iş dünyasında bilinen bir gerçek var ki o da kahverenginin profesyonellikten uzak bir renk olduğu. Bu rengin aşırı kullanımının sıkıcı, ağır ve donuk bir etkiye neden olacağını hatırlatan imaj danışmanı Burçak Ilıman, böyle bir kıyafetin içinde kişinin çok ağırbaşlı, pasif ve sıradan görüneceğini söylüyor. Özellikle finans, bankacılık, havacılık gibi maksimum profesyonellik beklenen sektörlerde bu renk için iki kez düşünün deriz. İlla giymek isterseniz algıyı değiştirmek için koyu kahverengiyi, krem rengi, altın rengi ve turkuvaz ile birlikte kullanarak asil bir görüntü oluşturabilirsiniz. Öte yandan toprak tonlarında bir renk olmasından dolayı kahverengi karşıdaki kişiye resmiyetten uzak ve rahat hissettirir. Bu da insanların kendilerini güvende hissederek açılmalarını sağlar. Eğer psikolog ya da danışmanlık gibi bir işiniz varsa kahverengi işinize yarayabilir.

a.kabil@zaman.com.tr

Kaynak Zaman

Karpuz kollar geri geldi

Karpuz kolları hepimiz 80’lerin karmaşık ve gösterişli moda anlayışından hatırlarız. O yılların hafızalardan silinmeyen görseli de Prenses Diana’nın geniş karpuz kollu gelinliği olsa gerek.

Halbuki karpuz kollar kadın ve erkek kıyafetlerinde 16. yüzyıldan beri kullanılan önemli figürlerden biri. Gösterişi ve sınıfsal üstünlüğü ifade etmek amacıyla tüm Avrupa’da erkekler yüzyıllarca palto ve doublet ceketlerinde karpuz kol kullandı.

AŞK VE GURUR

Kadınlar için 19. yüzyıl elbiselerinin en önemli özelliği karpuz kollardı. O dönem elbiselerinin bazen omuzu bazen kol etekleri, bazen de kolun tamamı karpuz biçimindeydi. Jane Austen’ın kitabından uyarlanan Aşk ve Gurur filminin balo sahneleri geniş karpuz kollu elbiseleriyle dans eden kadınlarla doludur. 1930’lara gelindiğinde modern kadının gömlek ve elbiselerinde romantik bir öğe olarak karpuz kollar görülmeye devam etti. Daha sonraları sadeleşen giyim trendleri arasında karpuz kolların romantizmi ve zarafeti çağrıştıran yansımalarına pek rastlayamadık.

80’lerin yeniden yorumlandığı 2016’da karpuz kollar yine moda. Bu sefer karpuz kollar kimi elbiselerde romantizm ve zarafetiyle kimi kıyafetlerde ihtişam ve güç çağrışımlarıyla karşımızda. Kışlık manto, ceket ve kazaklarda alışılmışın dışında yorumlarıyla vintage bir görünüm sunuyor. Vatkalarla genişleyen omuzlar karpuz kollarla daha da heybet kazanıyor.

Karpuz kollar, bahar aylarında elbise, bluz ve gömlekler biraz daha yumuşak ve zarif bir edaya kavuşacak. Dantelli kullanımlarda romantik hava daha bir belirgin. Ama genel olarak trend vakur ve güçlü bir duruşun altını çiziyor. Gömlek ve bluzların ne kadar elegan olursa olsun yüksek bel pantolon ve eteklerle kombinlendiğinde daha maskülen bir havaya büründüğünü görüyoruz. Aslında maskülen çizgilerin daha kadınsı ve zarif parçalarla bir araya getirilmesi bu yılın en belirgin özelliklerinden diyebiliriz.

Nurcihan Çelik’in Meydan Gazetesi’ndeki yazısı için tıklayınız..

Kaynak Zaman

Kışı ısıtan renkler

Yaz aylarında doğanın olanca renkliliği ve neşesi içimizdeki yaşama sevincinden, yüzümüzün ve elbiselerimizin rengine kadar kendini gösterirken, kış ayları soluk ve karanlık yüzünü yansıtıyor hep. Kış mevsiminde doğanın sessizliği ve renksizliği bizim de ruh halimizi etkiliyor.

Bedenimiz ağırlaşıp iç enerjimiz durağanlaşıyor, dinlenen müzikler yavaşlayıp sertleşiyor, seçtiğimiz kıyafetlerin rengi soğuyup koyulaşıyor. Giydiğimiz en açık renk gökyüzü grisi ki; o da zaten buz gibi.

Kasvetli günlere meydan okuyor

Uzun yılların en renkli kreasyonlarını bu kış için hazırlayan moda tasarımcılarının çabası ise takdire şayan.

Gri bulutların arkasında kalan güneşin tüm renklerini kullanarak bir nevi doğa kanunlarını karşılarına almış oluyorlar. Missoni, Valentino ve Delpozo gibi birçok marka renklerin geçiş töreni yaptığı koleksiyonlarla kışa meydan okuyorlar.

Adeta çiçek bahçesi

Sezonda dikkat çeken kombinlerde alıştığımız renk kullanımının dışında uyum ve denge unsurları gözetilmiş. Oluşturulan look’larda renklerin doğada yan yana geliyor oluşu baz alınmış. Ortaya gök kuşağı, çiçek bahçesi gibi pastoral efektler çıkmış. Delpozo ise daha farklı bir uygulamayla mimari ve dekorasyondan ilham almış. Renk kullanımının ev dekorasyonundaki matematiğini kıyafetlere taşımış. El yapımı yaka ve kumaş broşlarla kıyafetler dekoratif objeler gibi sunulmuş.

Kadınsı cazibeden uzak neşeli ve çocuksu bir feminenlik elde edilmiş. Kışın rehavetini ve soğuğunu en aza indirgemek için siz de kıyafetlerinizi renklerle ısıtmayı deneyebilirsiniz. Mantolar, triko kazak ve elbiseler, şallar, pançolar doğanın tüm renkleriyle mağaza reyonlarında.

Nurcihan Çelik’in Meydan Gazetesi’ndeki yazısı için tıklayınız..

Kaynak Zaman

Kürkler küçülerek döndü

Moda dünyasında nostalji denince akla ilk gelen aksesuarlardan biri kürkler. Geçmişte varlıklı kadınların dolabında mutlaka kürkü olurdu. Şimdilerde hayvan hakları savunucularının eleştirilerine maruz kalsalar da kullanılmaya devam ediliyor.

Moda haftaları birkaç sezondur kürkleri yeniden giyinme dolaplarıyla buluşturdu. Kürk yeleklerle başlayan rüzgâr her kesimi etkisi altına aldı. Artık sokak modası da durumu kabullendi ve kürklere ısınmış durumda. Geçtiğimiz sezonlardaki ağır klasik lüks görünümlü kürk tasarımlar ise yerini yepyeni görünümlere bıraktı. Daha çok detaylar ve aksesuarlarda öne çıkıyorlar. Dahası spor ve günlük şıklığın birer parçası olmayı da başarmış görünüyorlar.

Dubaili tasarımcılar ve İstanbul’dan Feradje abaya tasarımlarında kürk detaylara yer vermiş. Kürk ve abaya bir araya nasıl gelir diye düşünürken tasarımları yakından görünce çok beğendim. Denim markaları da özellikle kaz tüyü montların detaylarında kürkleri bol bol kullanmış. Mantolarda etek uçlarında da görüyoruz. Klasik iş giyiminde ise etol olarak lüks bir hava estiriyorlar.

Sokağa indiler

Kürk deyince aklımıza önce lüks geliyor ancak yapay kürkler bu algıyı kırdı. Modanın demokratikleşmesi belki de biraz budur.

Hızlı moda markaları bu kış kürk etollerle trende hızla uyum sağladı. Lüksün sembolü kürkler hızlı modanın da etkisiyle sokak modası ile içli dışlı hale geldi. Daha çok cep ve kol detaylarında, bir de etol olarak karşımıza çıktılar. Etoller ise triko ve spor parçalarla birlikte artık. Kürk etolünü spor ayakkabısıyla kullananları görmek daha sık karşılaştığımız durumlardan. Kürk el ve sırt çantaları ise denimlerle de klasik iş giyimiyle de iç içe.

Marc Jacobs, Philip Lim, Michael Kors gibi yeni zenginlerin gözdesi markalar da klasik parçalara etolleri ve kürk detayları özenle serpiştirmiş.

Bir obje olarak kürk…

Kürkler genelde belli bir yaşın üstünde kadınların daha çok kullandığı bir üründü. Fakat yapay kürkler durumu biraz tersine çevirdi. Şu an çantalara takılan süsler yükselen bir trend. Bu süslerin en dikkat çekenleri birer pelüş oyuncak gibi olan minik topçuklar. Ulyana Sergeenko da adeta dondurma külahından rol çalan çantasının kapağında renkli kürkler kullanmış. Böylelikle görülmeye değer çantalar çıkmış ortaya.

Beyaz gömleği kendin tasarla

Moda dünyasını geçmişle kıyas edince şimdilerde çok çeşit sunduğunu söylemek mümkün. Üretim ve tasarımın sınırları modern dünyada çok gelişti. Yelpazeyi bizlere sunmanın ötesinde kişisel tercihlerimize hitap eden tasarım çözümleri de öne çıkıyor. Tasarıma getirdiği yalın yorumlarla tasarımcı Mehtap Elaidi de markası Elaidi için kişisel tercihlere vurgu yapan çözümlerle öne çıkıyor. İlk günden bu yana kadınların tercihlerini, kişisel duruşlarını öne çıkaran, kişinin karakteriyle özgünleşen bir marka kimliği üzerine kurulan Elaidi, her sezon özenle hazırladığı beyaz gömlekleri bu kez bambaşka şekilde ele alıyor. Elaidi, her kadının kendi beyaz gömleğini tasarlaması için yeni bir projeye imza atıyor. Farklı kalıplar ve manşetler, alternatif yakalar, nakış ve Swarovski burç taşlarıyla her kadına kendine özel bir gömlek tasarlama fırsatı sunuyor. Mehtap Elaidi Showroom’unda deneyimleyebileceğiniz bu projede gömlek fiyatları 350-550 TL arasında değişiyor. Gömlekler aynı zamanda özel günlerde hediye etmek için güzel bir alternatif olabilir. Sevdiklerinize onların beğenilerinden yola çıkarak özel gömlek hediye etmek şık bir fikir gibi geliyor kulağa.

kezistanbul@gmail.com

Kaynak Zaman

Kendi vücudunla barışık ol

Moda dünyası ve internet âlemindeki yeni tartışmalardan birisi Body Positivity. Türkçe karşılığı “kendi vücuduyla barışık olmak” demek olan bu yeni tabir Pirelli takviminin 2016 sayısıyla daha da bir gündeme oturdu.

İdeal vücut ölçülerinden ziyade başarılı ve lider ruhlu kadınları fotoğraflayarak neredeyse bir ilke imza atan Pirelli; global dünyada değişen estetik algısını da gözler önüne sermiş oldu. Tabii bu da uzun yıllardır hüküm sürmekte olan ince kadının tahtını sallamaya başladı.

Popüler kültürün dayattığını sorgula

Body Positivitiy insanlara ve daha çok kadına, popüler kültürün dayattığı fiziksel görüntünün dışında kendi bedenini kusurlarıyla birlikte kabul etmesini söylüyor. Neredeyse bir asrı aşkın süredir ne giyeceği, nasıl giyeceği, ne yiyip ne içeceği, vücudunun nasıl görüneceği bir standarda bağlanan kadına bedenden ibaret olmadığını hatırlatmaya çalışıyor. Kişinin kendini bedeninin ve kıyafetlerin içinde rahat hissetmesinden yola çıkarak cinsiyet ayrımı ve kültürel farklar gibi her türlü toplumsal ayrımcılığı reddeden bir kapsayıcılığı da var.

Herkese kendi gerçekliğinde değer verin

Body Positivity, büyük bedeni yüceltmek ya da zayıflığı yermek gibi bir amaca sahip değil. Orantısız vücutları, şekilsiz bacakları yahut çok zayıf bedenleri basmakalıp güzellik normlarıyla değerlendirmeyip herkese kendi gerçekliğinde değer verebilmeyi öngörüyor. Elbette bu önkabul yıllarca kadın ekseninde dönen moda endüstrisinin, diyet ve güzellik sektörlerinin dolayısıyla pazarlama ve reklam dünyasının da eleştirilmesinin kapısını aralıyor.

Öyle görünüyor ki; güzellik dayatmalarıyla değersizleştirilen ve kendisini değersiz hisseden kadının, kendini yeniden değerli hissedebilmesi, koca bir sistemi karşısına almaktan geçiyor.

Nurcihan Çelik’in Meydan Gazetesi’ndeki yazısı için tıklayınız..

Kaynak Zaman